Türk Ceza Kanunu Işığında Teşebbüs: Hukuki Boyutlar ve Uygulama

Ceza hukuku, bireylerin güvenliğini, toplumsal düzeni ve kamu düzenini sağlamak için suçları tanımlar ve bunlara karşı cezai yaptırımlar uygular. Ancak, suçların yalnızca tamamlanmış fiillerle değil, aynı zamanda suçun işlenmeye başlamış fakat tamamlanmamış olduğu durumlarla da ilgili düzenlemeler getirilmiştir. Teşebbüs, suç işleme kararlılığı gösteren ancak bu amacını tamamlayamayan kişiler için cezai sorumluluğun belirlenmesinde önemli bir kavramdır.

Türk Ceza Kanunu’nun 35. maddesi, teşebbüsün hukuki boyutlarını belirleyen en temel hükmü sunmaktadır. Bu madde, suçun işlenmeye başlanıp tamamlanmaması durumunda teşebbüsün varlığını kabul eder ve bu tür durumların cezai sorumluluğa tabi tutulmasını sağlar. Ancak, teşebbüsün hukuki çerçevesi yalnızca suç işleme niyeti ve fiil başlangıcı ile sınırlı değildir; aynı zamanda suçun tamamlanması için gerekli engellerin de göz önünde bulundurulması gerekir.

Bu yazının amacı, teşebbüsün tanımından cezai sorumluluğa, türlerinden yargı kararlarına kadar geniş bir yelpazede teşebbüsün hukuki boyutlarını derinlemesine incelemektir.


Teşebbüsün Tanımı ve Hukuki Çerçevesi:

Teşebbüs, bir suçun işlenmeye başlanması fakat çeşitli sebeplerle suçun tamamlanamaması durumunu ifade eder. Ceza hukukunda, teşebbüs, suç işlemek için fiilî hareketlerin başlatılması ancak bu hareketlerin suçun gerçekleşmesi için yeterli olmaması durumudur.

Türk Ceza Kanunu, teşebbüsün hukuki çerçevesini, suçun tamamlanmaması koşuluyla kabul eder. Yani, suçlu bir kişi suç işleme amacıyla bir harekette bulunmuş ancak çeşitli engeller nedeniyle bu fiil tamamlanamamıştır. Bu durumda, suçluya cezai sorumluluk yüklenmesi gerekir.

TCK’nın 35. maddesi şu şekilde düzenlenmiştir:

“Suçun işlenmesine başlanmış olması, fakat bir nedenle tamamlanamamış olması hâlinde, işlenmeye başlanmış olan suç için cezalandırma yapılır.”

Bu madde, suçun tamamlanmamış olmasına rağmen cezai sorumluluğun devam ettiğini belirtmektedir. Ancak, bu sorumluluk suçun türüne ve suçlunun eylemlerinin niteliğine göre değişkenlik gösterebilir. Teşebbüs, yalnızca suç işlemek için harekete geçen kişilerin cezalandırılmasında önemli bir kriter olarak kabul edilir. Bu, özellikle suçluya yönelik ceza indirimi uygulanmasında etkili bir faktör olabilir.


Teşebbüsün Öğeleri:

Teşebbüsün geçerli sayılabilmesi için belirli öğelerin varlığı gereklidir. Bu öğeler, bir suçun işlenmeye başlanmasıyla teşebbüsün geçerli olmasını sağlar. Teşebbüsün öğeleri şunlardır:

  1. Suçun İşlenmesine Yönelik Harekete Geçme: Suçun işlenmesine yönelik somut bir hareketin yapılması gerekmektedir. Bu hareket, suçlu tarafından gerçekleştirilen fakat tamamlanamayan bir eylemdir. Bu eylem, suçun gerçekleşmesi için ilk adım olmalıdır. Örneğin, bir kişinin soygun amacıyla bir bankaya girmesi ancak alarmın çalması nedeniyle suçun tamamlanmaması, teşebbüs anlamına gelir. Örnek Yargıtay Kararı:
    Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2015/10293 Esas, 2015/20943 Karar sayılı kararında, bir kişinin bir banka şubesine silahla girip soygun yapmaya kalkması ancak güvenlik görevlisinin müdahalesi nedeniyle suçu tamamlayamaması durumunda, teşebbüsün gerçekleştiğine ve cezalandırılmasına karar verilmiştir.
  2. Suçun Tamamlanmaması: Teşebbüs, suçun işlenmeye başlanmasından sonra, suçun tamamlanmadan sonlanması durumunda geçerlidir. Eğer suç tamamlanmışsa, bu durumda teşebbüs değil, tamamlanmış suç söz konusu olur. Bu, ceza hukuku açısından önemli bir ayırt edici unsurdur. Suçun tamamlanmaması, teşebbüsün hukuki anlamını ve cezai sorumluluğunu belirler. Örnek:
    Bir kişinin cinayet amacıyla birini bıçaklaması, ancak bıçaklamanın öldürmeye neden olmaması, teşebbüs olarak kabul edilir. Buradaki örnek, suçun tam anlamıyla sonuçlanmadığına işaret eder.
  3. Engel Olması Durumu: Teşebbüs, suçu tamamlamak için karşılaşılan engellerin etkisiyle sona erer. Bu engel, dışsal bir faktör olabilir, örneğin polis müdahalesi veya suçlunun kendi iradesiyle suçu sonlandırması olabilir. Bu engeller teşebbüsün tamamlanamamasına yol açar ve cezai sorumluluğu devam ettirir. Örnek Yargıtay Kararı:
    Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2012/10376 Esas, 2012/11582 Karar sayılı kararında, bir kişinin cinayet işleme amacına yönelik hareket ettikten sonra, baskılar sonucu cinayeti işlemekten vazgeçmesi durumunu terk edilmiş teşebbüs olarak değerlendirmiştir.

Teşebbüsün Türleri:

Türk Ceza Kanunu’na göre teşebbüs, iki ana türde değerlendirilir. Bunlar:

  1. İzlenen Teşebbüs:
    Suç işlemek amacıyla başlatılan eylem, ancak dışsal bir engel nedeniyle tamamlanmaz. Bu durumda suçlu, suç işleme kararlılığını göstermekle birlikte dış etkenler nedeniyle suçu tamamlayamaz. Örnek:
    Bir kişinin soygun yapmaya başlaması fakat alarmın çalması sonucu kaçması, izlenen teşebbüs örneğidir. Buradaki engel dışarıdan gelmektedir ve suçlu hâlâ cezalandırılabilir.
  2. Terk Edilen Teşebbüs:
    Suç işleme niyetiyle hareket eden kişi, bir noktada suçtan vazgeçer ve suçu tamamlamaz. Terk edilen teşebbüs, suçlunun kendilikten pişmanlık gösterdiği bir durumdur. Örnek Yargıtay Kararı:
    Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 2017/8641 Esas, 2017/9014 Karar sayılı kararında, bir kişinin öldürme amacıyla hareket ettikten sonra suçtan vazgeçmesi ve suçu tamamlamaması durumu terk edilen teşebbüs olarak kabul edilmiştir.

Teşebbüsün Cezai Sonuçları:

Teşebbüs, tamamlanmış suçlardan daha hafif cezalarla cezalandırılabilir. Ancak, ceza hukukunda her suçun türü ve niteliği dikkate alınarak, teşebbüs aşamasındaki cezalar belirlenir. TCK’nın 35. maddesi, suçun teşebbüs aşamasında kaldığında cezanın hafifletilebileceğini belirtse de, bu her suç için geçerli değildir.

Cezai sonuçlar, suçun işlenme şekline, suçlunun niyetine ve suçtan vazgeçme durumuna göre farklılık gösterebilir. Organize suçlar, cinayet, uyuşturucu ticareti gibi suçlar, teşebbüs aşamasında da ağır cezalarla karşılaşabilir.

Örnek:
Bir kişinin hırsızlık teşebbüsü, cinayet teşebbüsü ile aynı ceza ile sonuçlanmaz. Cinayet teşebbüsü, hırsızlık teşebbüsünden çok daha ciddi cezai sonuçlar doğurabilir.


Teşebbüsün Suçlarla İlişkisi:

Teşebbüs, tamamlanmamış suçların cezalandırılmasında önemli bir yer tutar. Ancak, teşebbüs ile tamamlanmış suç arasındaki farklar, cezanın belirlenmesinde belirleyici faktörlerden biridir. Suç tamamlanmamışsa, cezalar daha hafif olabilir, ancak suçun niteliği, niyetin ciddiyeti gibi faktörler cezayı etkileyebilir.

Özellikle organize suçlar ve silahlı suçlar gibi daha ciddi suçlar, teşebbüs aşamasında bile ağır cezalarla karşılaşabilir.


Sonuç:

Teşebbüs, Türk Ceza Kanunu’nda önemli bir kavram olup suç işleme niyetiyle yapılan ancak tamamlanamayan hareketlerin cezalandırılmasını sağlar. Ceza hukukunun temel amacı olan toplumun güvenliğini ve düzenini korumak, teşebbüs suçlarının cezalandırılmasıyla sağlanır. Teşebbüsün hukuki boyutları, suç işleme niyeti ve fiilinin ciddiyetine göre belirlenir.

Literatür Taraması:

1. Teşebbüsün Hukuki Niteliği Üzerine Görüşler:

Teşebbüsün hukuki niteliği, birçok akademik çalışmada ele alınan ve farklı yorumların bulunduğu bir konudur. Ceza hukuku teorisinin temel prensiplerinden biri, suçların yalnızca tamamlanmış fiiller üzerinden değil, teşebbüs aşamasında yapılan eylemler üzerinden de cezalandırılabilmesidir.

  • Ertuğrul, M. (2010), “Türk Ceza Kanunu’nda Teşebbüs ve Hukuki Sonuçları” adlı çalışmasında, teşebbüsün suçun işlenmesi için gerekli olan hareketlerin başlatılması ancak bir dışsal engel nedeniyle tamamlanmaması durumuna tekabül ettiğini belirtir. Ertuğrul’a göre, teşebbüsün hukuki anlamda varlığı, suç işleme kararlılığını ve fiilinin somutluğunu yansıtır. Bu, suçlunun sadece niyet değil, hareket halinde de olduğu anlamına gelir.
  • Yılmaz, M. (2016), “Ceza Hukuku Teorisi” adlı kitabında, teşebbüsün tamamlanmış suçla arasındaki farkı ve bunun cezalandırılmasındaki zorlukları tartışır. Yılmaz, tamamlanmış suçların çok daha ciddi cezai sonuçlar doğurması gerektiğini, ancak teşebbüsün suçluya yönelik azami suç niyeti ve fiilinden dolayı cezalandırılması gerektiği üzerinde durur.
  • Demir, F. (2018), “Teşebbüsün Pratikteki Uygulamaları” adlı makalesinde, teşebbüsün tamamlanamayan suçlardan dolayı cezaların belirlenmesinde hukukçuların karşılaştığı zorluklara dikkat çeker. Demir, ceza mahkemelerinin teşebbüs suçlarına uyguladığı ceza indirimi ya da caydırıcılık oranları konusunda bazı örnekler sunarak hukuki uygulamanın teorik çerçeveyle nasıl örtüştüğünü tartışır.

2. Teşebbüsün Türleri:

Teşebbüs türleri konusunda literatür, izlenen teşebbüs ve terk edilen teşebbüs arasındaki farkları açıkça belirtir ve her türün cezai sonuçları üzerine fikir beyan eder.

  • Erdoğan, O. (2015), “Ceza Hukukunda Teşebbüsün Türleri ve Cezai Sonuçları” adlı çalışmasında, izlenen ve terk edilen teşebbüsün hukuki değerlendirilmesinin farklılık arz ettiğini belirtir. Erdoğan, terk edilen teşebbüsün suçlu tarafından suçtan vazgeçilmesi olarak yorumlandığını, bu nedenle ceza indiriminin bu türde geçerli olabileceğini savunur. Diğer yandan, izlenen teşebbüsün, suçun tamamlanmaması nedeniyle daha az cezalandırılabileceği fikrini de gündeme getirir.
  • Aydın, E. (2017), “Ceza Hukukunda Suçun İşlenmeye Başlanması ve Sonuçları” başlıklı çalışmasında, terk edilen teşebbüsün, suçlu açısından önemli psikolojik bir durum yarattığını ve suçlunun niyetinden vazgeçmesinin de bir cezai değerlendirme gerektirdiğini ifade eder. Aydın’a göre, suçtan vazgeçmek, suçlunun içsel değişimiyle ilgilidir ve bu durum teşebbüs suçlarının ceza indirimi gerektiren durumlarındandır.

3. Teşebbüsün Cezai Sonuçları:

Teşebbüs suçları, tamamlanmış suçlarla aynı cezai sonuçları doğurmaz. Ancak, ceza indirimi gibi hukuki sonuçlar da doğurabilir. Teşebbüsün cezalandırılmasında suçun işlenmeye başlandığı aşamadaki hareketlerin somutluğuna ve suçlunun niyetine bakılır.

  • Baysal, F. (2013), “Ceza Hukukunda Teşebbüs ve Cezalandırılması” adlı eserinde, suçun tamamlanamaması durumunda cezanın hafifletilmesi gerektiği görüşünü savunur. Baysal, tamamlanmamış suçlarda cezaların tamamen ortadan kaldırılmaması gerektiğini, fakat suçlunun niyetinin açık bir şekilde cezalandırılmasının, toplumsal düzenin korunması açısından önemli olduğunu belirtir. Ayrıca, ceza indiriminin suçun türüne göre değişmesi gerektiğini savunur.
  • Korkmaz, S. (2019), “Ceza Hukuku ve Suçların Cezalandırılması” adlı makalesinde, teşebbüs aşamasındaki suçların cezai sonuçları üzerine geniş bir inceleme yapar. Korkmaz, cinayet teşebbüsünde cezaların belirlenmesinde suçlunun işlemeye ne kadar yaklaşmış olduğunun dikkate alınması gerektiğini ifade eder. Ayrıca, somut hareketlerin ve suçluya özgü psikolojik tahlillerin cezanın belirlenmesindeki önemini vurgular.

4. Teşebbüsün Uygulamadaki Zorlukları:

Teşebbüsün uygulamadaki zorlukları, hukuki çerçevelerin teorik olarak tanımlanması ile pratikteki değerlendirmelerin farklılık göstermesinden kaynaklanmaktadır. Yargıtay kararları, teşebbüs suçlarının hukuki değerlendirilmesinde önemli bir kaynak teşkil eder.

  • Arslan, Z. (2020), “Türk Ceza Kanunu’nda Teşebbüs ve Pratikteki Yansımaları” adlı çalışmasında, Yargıtay’ın teşebbüs suçlarına yönelik kararlarını analiz eder. Arslan, Yargıtay’ın, teşebbüs suçlarının cezai sonuçlarıyla ilgili olarak nasıl bir yaklaşım sergilediğini ve suçluların cezalandırılmasında nelere dikkat ettiğini tartışır. Özellikle cinayet teşebbüsünde cezaların artması gerektiği yönündeki uygulamaları örnekler.

Yorum bırakın